Renda İkizleri Serisi
Eleştirmen Puanı: 6.3 (Orta)
Her ne kadar şu an akıcı bir şekilde okuyamamış olsam da, bundan önceki okuyuculuk dönemimde serinin üçüncü hikâyesinin yarısına kadar gelmiştim. Dördüncü hikâyenin ilk bölümünü de okuduğuma göre, başlayalım eleştirimize efendim;
Kurgudan başlayacak olursak eğer, her ne kadar ırklar gençliğimizin katili Metin 2 isimli oyundan alındığı için biraz tepki almış olsa da; dört serilik hikayenin kurgusu elbette ki komple oyundan ibaret değil. Ancak tamamen özgün olduğunu da belirtemiyorum maalesef. Okurken bazı sahneler sanki izlediğim bazı filmlerde de var gibiydi, kurgu ise biraz dolambaçlı geldi bana. Anlamakta zorluk çekerek okuyor, parçaları zihnimde birleştirirken yoruluyordum. Her ne kadar bir süre sonra alışılıyor olsa da, gelişmesi gereken bir nokta olduğunu belirtmem gerekli.
Hikâyeye girdiğinizde önce bir yazar karşılaması, sonra da bir ırk haritasında buluyorsunuz kendinizi. 'O da ne?' dediğinizi duyar gibiyim. İlk okumaya başladığım sıralarda ben de aynı tepkiyi vermiştim. Bu tepkiyi vermekte biraz haklıyız aslında;
Irklar her ne kadar karışık olsa da hikâyeye yeni başlayan birisinin 'Bu ırkın özellikleri neydi?' diye onlarca kez haritaya dönmek zorunda kalması ve yavaş yavaş ezberlemesi kötü bir alışma aşaması olmuş açıkçası. O ırklar hikayeyi okurken fark ettirmeden okuyucuya ezberlettirilmeliydi. Kurgudaki karakterlerin fiziksel özellikleri ve davranış biçimlerinin kimlik kartı gibi tek bölümde toplanmış olmasından bir farkı yok bunun. Irk haritası yerine çok daha profesyonel yollar seçilmeliydi diye düşünüyorum. Bu halde biraz acemice kalmış.
Her neyse, hadi başrollerimize geçelim;
Daria va Naria isimli biri agresif ve koruyucu, diğeri tatlı mı tatlı ama safın teki olan ikiz baş karakterlerimiz var. İki karakterin de ruh halleri ve davranışları birbirinin tam zıttı, ama çok da iyi anlaşıyorlar ve birbirlerini kolluyorlar. Böyle olması fikrimce biraz klişe kaçmış. Zira Wattpad'de zıt yönlü kardeş kurguları fink atmakta. Ancak sırf klişe diye yazılmaya da tabii ki engel değil.
Kurgu aslında sürükleyici, ama etkileyici değil. Ben okurken çoğu olayı tahmin etmiştim, yüzde doksanının da doğru çıktığını söyleyebilirim. Eğer acemi bir okuyucu olsaydım sürprizlerle dolu olduğunu söyleyebilirdim ama, bu kurgunun geleceğini tahmin etmek benim için hiç zorlayıcı olmadı. Haliyle merak duygusu da uçup gitti.
Hikâyenin en çok şikayet ettiğim yanı yazımıydı. Özellikle de konuşma satırlarının önünde veya arkasında hiçbir şey olmaması;
" 'Aynen öyle!' Dedi ve meşhur zafer kahkahasını atarak sempatik yönünü bir adım daha öne çıkardı." Böyle yazılmıyor, ne önünde ne arkasında bir duygu, bir hareket veya betimleme bulunmuyor. Bu da haliyle beni hikâyeden bir adım uzaklaştırıyor. Milyonların okuduğu bu seriden çok daha kaliteli bir iş çıkmış olmasını beklerdim.
Ne demiştim: Betimlemeler! Açıkçası gördüğüm en büyük eksiklik buydu. Paragraflar çok düz, betimleme ve duygudan yoksundu. Birisi vuruluyor, diğeri onu kucağında tutuyordu ama bunu bana hissettiren, o anı yaşatan kelimelerle gelmiyordu yazar. Kendimi hikayenin içinde bulamıyor, bir türlü karakterlerin ruh halini benimseyemiyordum. Buradan puanım maalesef çok düşük olacak. Zira ben o hikâyedeki karakterin hissettiklerini hissedemiyorsam, okuyup neyleyeyim? Nasıl zevk alayım?
Akıcılık ve betimlemelere verdiğim düşük puanlara nazaran Lotus'un kaleminin en beğendiğim yanı her zaman mekan ve fiziksel özellik belirtirken insanların hayal gücünü kullanmayı iyi biliyor olmasıydı. Betimlediği yerler veya karakterler hemen hayal gücünüzde birleşiveriyor, bir film sahnesini izliyormuşsunuzcasına detaylanıyordu.
'Bunu ırkları ezberletirken de görmek isteriz!' diyor, SiyahLotus_'a yazarlık yolunda başarılar dileyerek eleştiriyi sonlandırıyorum. Umarım çok daha iyi yerlere gelirsin.
Kurgu: 10/7Yazım:10/4
Özgünlük: 10/8
Akıcılık: 10/5
Betimlemeler: 10/4
Eleştirmen Notu: 6.3
Hikâye Linki: https://www.wattpad.com/story/42824619

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder