Kalpteki Mürekkep İzleri

KİTAP YORUMU

Bazı kitaplar vardır, konusu sizi içine çeker hapseder ve içinde saklar. Bir de sağlam bir anlatımla sizi içine çekmeyi başarmışsa işte o zaman okuduğunuzdan keyif alabiliyorsunuz demektir. Konu özgün, anlatım da özgün olunca aldığınız o keyif taçlanıyor. Fakat bu tadı okuyanın damağında bırakan bir nokta var. Abartı şekilde yapılan betimlemeler. Ben sevmiyorum. Genel olarak açıklayıcı betimleme ve fiziksel betimlemeleri daha ön planda kullanıp, okumaktan daha çok zevk aldığımı söylemiştim, önceleri...

Wattpad'de ise sanırım benim bilmediğim bir kural var. Bu kural, herkes tarafından çok sevilse de maalesef ki ben, hem falza hem de gereksiz bulduğum için okurken aldığım keyif yarı yarıya iniyor. Ağdalı, böyle dolu dolu belki de boğucu betimleme yapmayınca bir hiç oluyorsun gözüyle bakan okurlar var fakat bu görüş de yanlış. Oysa, yalın bir anlatımda okur okuduğunu net şekilde anlayabiliyor. Benim bu, çeşitli benzetmelerle yapılan betimleme sevmeme durumumda belki darlandığım noktadır. Yani bu “Gözlerine çarparak cinayete kurban gitmek” “Gözlerdeki ölüm” ve benzeri tamlamalara sıkça rastladığımdan ötürü (Önemli not: Eleştirmen burada yazara esinlendi dememektedir. Herhangi bir gönderme de yapmamaktadır. Sadece sıkça rastladığı durumu aktarmaktadır.) ben artık sevesim varsa da sevemiyorum.

Bir de cümle düzeltmesi yapmak istiyorum.
“Genç adam, kemikli parmakları arasındaki bir tutam kumral saçı çekiştirerek gözyaşlarına izin verdi.” gözyaşlarına ne için izin veriyor ki? Burada bir düşüklük olmuş. “gözyaşlarının akmasına izin verdi.” denirse o düşüklük ortadan kayboluyor. Bunun gibi olan birkaç cümle daha vardı.

Kalpteki Mürekkep İzleri konu itibariyle benim ilgimi de merakımı da çeken bir kitap oldu. Anlatımı sevmiş olsam da daha az ruhsal yönden betimleme yapıp, diğer şeylere de odaklanmasını isterdim. Ve ilk bölüm de gözüme bir şey takıldı. Esas karakterimize posta geliyor. Postacı mektup getiriyor ve kahramanımız elden teslim alıyor. Bu yanlış bir bilgi. Önemli evraklar haricinde hiçbir kurye ya da postacı mektup, fatura ve benzerlerini elden teslim etmez. Çok fazla postane işleriyle alakalı olduğum için biliyorum ben bunu. Misal birine kitap yolladınız, bu kişiye elden verilir imzası alınır. Bankadan kredi kartı istemişse babanız, babanız evde yoksa ve gelen postacı babanızın evde olmadığını öğrenirse, kartı size vermez. Kart sahibine elden teslim edilmesi gerekir. Bu gibi durumlarda imza ile teslim alma işlemi yapılır. Ama mektup posta kutusuna bırakılır; elektrik, şu, doğalgaz faturalarnda olduğu gibi. Bu kısımdaki yanlışı düzeltmesini isteyeceğim yazardan :-)

Tanıtım yazısı ile alakalı görüşlerimi daha önceden söylemiştim. Bir kitap arka kapağı misali açıklayıcı ve kitap içeriğinden bahseder olmalıdır diye. Hikâye açıklamasında yazan yazı biraz kafa karıştıran cinsten olsa da, bütünlük bakımından beğendiğim bir yazı diyebilirim.

Hikâye üç bölümden oluşuyor. Esas adamımız olayı yaşayarak ağırdan gösteriyor bize yaşadıklarını. Ben sevdim gibi, ama yine de eksiklikler, kelime tekrarları ve birkaç noktalama hatası aralara karışmış. Dikkatli gözlerinden bakılınca mantık hatalarını da telafi edebilir.

Ben konudan da bahsetmek istiyorum, çünkü beğendiğim bir çalışma oldu. Tuna, kendine aşık olan kadının kitabını okuyacak bir editördür ve okuyup düzenlemesi gereken kitap ona yazılmıştır. Yaşadıklarını kitaptan okurken de bizler bu romantik onlara şahitlik edeceğiz.

Söylediğim noktalara dikkat edip, kendini düzenler ve tekrar etmezse Merve Nur gelecek vaat eden kalemlerden biri olabilir :-)

Kurgu: 6/10
Yazım: 5/10
Özgünlük: 6/10
Akıcılık: 6/10
Betimleme: 4/10
Eleştirmen Notu: 6 (orta)

Hikâyeyi Okumak İçin; Kalpteki Mürekkep İzleri 
Yazar Profili; Merve Nur
...
TANITIM YAZISI

Hayatla boks müsabakası yapan aşk, yediği yumrukla yerle yeksan olmuştu. Bir daha kalkamayacağını düşünerek ölüm uykusuna dalmayı beklerken hayatın müsabaka sonunda uzattığı ele tutunma fırsatı buldu. Geriye ise bir tek, hayatın onu götüreceği yöne gitmek kalıyordu.

Adam, kendisine yazılmış bir kitabı düzenlemek ile görevlendirilen bir editördü. Kaybettiği aşkının satırlarıyla boğuşarak ve hastalığa yenilmesinden korktuğu kadını, aşkını, kurtarmak için gerçeklere kucak açtı. Çıktığı yolda yenilmeye hazır değildi ancak yoldan geri de dönemeyeceğini biliyordu. 
Kadın, her şeye rağmen aşkına sahip çıkan, kanserin savaşçısıydı. Satırlara intihar izleri bırakarak yaşama tutunan bir savaşçı. Gerçeklere açtığı savaşta en büyük ihtiyacı adamdı. İhtiyacı olana kavuşmak adına kelimeleri dansa kaldırdı. Bu yol, onun çizdiği doğrultuda kendisiyle aşkı arasında kuruldu.

Yol adam ile kadına kurban gitmeye razıydı çünkü ortada; sonsuza uzanması gereken bir aşk, tamamlanması gereken bir kitap, yenilecek bir hastalık ve mutlu sona duyulan bir ihtiyaç vardı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Bu Blogda Ara

Blogger tarafından desteklenmektedir.

Facebook