Yüreğimi Sana Sakladım

Eleştirmen Puanı: 3 (Çok Kötü)

Bir kitabın ya da hikâyenin içeriğini yansıtan yegâne şey, tanıtım yazısıdır. Elinize bir kitap aldığınızı hayal edin? Uzun ve karmaşık bir tanıtım yazısı size anlatmak istediğini verebilir mi? Ben söyleyeyim, vermez. Okuduğum yazıda ana fikri net şekilde bana vermiyorsa ne kadar uzun olursa olsun hiçbir anlam ifade etmez.

Tanıtım yazısı, hikâyenin ipuçlarını içinde barındırır. Hikâye hakkında bilgi verir ve okuyanı merak ettirir. Cümleler karmaşık değil daha çok sade ve net olmalıdır ki okuyan kişi okuduğunu anlayabilsin.

Yüreğimi Sana Sakladım, tanıtım bölümüyle fiyasko oldu benim için, sırf yukarıda anlattıklarımdan sebep...

“Bir yaşam, silahın namlusundan fırlayıp, hayata akan..”

Ben bu cümlede hiçbir şey anlamadım mesela. Belli ki yazar metafor yapmak istemiş ama hiç açıklayıcı değil. Ne anlatıyor ne demek istiyor? Cevap yok. Ben bu cümleyi şöyle isterdim.

“Silahın namlusundan fırlayıp hayata akan bir yaşamdı.”

Bu şekilde olunca, birinin vurulduğunu anlayabiliyoruz ve yüklemi var.

Devrik cümleler, ah o cümleler... İpin ucunun bağlanmadığı bu cümleler anlatım bozukluğuna da yol açıyor. Devrik cümle sevmiyorum bu yüzden, ne yalan söyleyeyim. Özellikle böyle afilli şekilde kurulan cümleleri hiç sevmiyorum. Az ve öz olup vurucu şekilde kullanılsa rahatsız olmam ama bölüm boyu sıkça karşıma çıkınca o gözler kendiliğinden devriliyor. Kusura bakmayın! :-)

Tanıtım bölümünü gereksiz uzunluğunu bir kenara bırakıp konuya gelirsem, Elif kızımız bir kadının yaşayacağı en kötü kabusu yaşıyor. Kuzeni tarafından üstelik. Hayattan kopmamış, adı gibi dimdik duruyor. Bir yere kadar. Annesi için kaderine boyun eğmesi gerekiyor. Esas adamımız Ömer. Hayatında en büyük acıyı tatmış, nişanlısını kaybetmiş. Kader bu ya, iki kanadı kırık kuşu bir araya getirmiş.

Konu bilindik bir konu. Üzerine yazılan dizi, filmler, şarkılar pekçok kitaplar var. Ezgi de onlardan biri sadece. Bir farkını göremedim ben.

Bu konu toplumsal olarak bizlerde yara olan bir konu. Konuyu ele alırken etraflıca düşünmek gerekiyor. Bunu yaşayan bir kişi denk gelir de bu cümleleri görürse diye. Araştırmak o kabusu yaşayanların hikayelerini dinlemek gerekiyor. Cebimizde taşıdığımız beylik iki üç cümlelerle yazıyor olmuyoruz.

Tecavüz en kötü şeydir kadın için ama bir kadın bunu yaşadı diye “kirli” olmaz. Öyle hissedemez. Onu, o düşünceye iten yine içinde bulunduğu toplumdur. Ailesinin tavırları belki de ama kendi değildir. Tecavüz üzerine yazılan kitaplarda ben bu kirli etiketini görmekten sıkıldım. Neden kirli? Ne için kirli?

Yorumuma devam ederken bir alıntı yapayım ben;
Cinsel şiddete maruz bırakılmış bireyler için, “mağdur” ya da “kurban” yerine daha güçlendirici olan “hayatta kalan” kelimesinin kullanılması tercih edilir. (sivilsayfalar.org’dan alınmıştır)

Anlatımı akıcı değil, okurken sürekli bir duraksama mevcut. Bunun asıl nedeni de bol keseden kullanılan virgüller. Daha tasarrufu kullanılsa ya da upuzun cümle yazıp virgül ile donatmak yerine iki ya da üç cümleye ayırılsa biz okurlar için daha iyi olacaktır. Bir de hangi zaman kipinde devam edeceğine yazarın karar vermesini isteyeceğim ben. Çünkü bir “gelmişti” derken, bir “geliyor”, bir “geldi” şeklinde yazmış. Elbette ki tek tip olacak değil ama hangisiyle anlatıyorsun olayları. Şimdi yaşanan bir olayı geçmişte mi yaşıyor ne oluyor. Ve evet, çok fazla -mışlı ve -mişli eklere maruz kalınca zehirlenmiş olabilirim, ciddi takıntım var.

Bu arada ek bilgi olsun, dilbilgisi sitelerinde dolaşıp daha faydalı bilgiler de edinilebilir :-)
1) Geçmiş zaman
a) Bilinen (görülen / belirli) geçmiş zaman
b) Öğrenilen (duyulan / belirsiz) geçmiş zaman
2) Şimdiki zaman
3) Gelecek zaman
4) Geniş zaman (Tüm zamanları kapsar.)

***

Ben betimlemenin açıklayıcı ve fiziksel olanına daha önem veriyorum. Ruhsal betimleme bana göre değildir. Bir süreden sonra sıkıcı boyuta geçiyor ve okurken ister istemez atlama yapıyorum. Evet, bir olay oluyor duygu düşünce lazım ama ondan önemlisi o olayın kendisi de lazım. Bu şey gibi, duyduğunuz bir melodi, sözü yok şarkısı yok sadece melodi. O da bir yerden sonra bayıyor.

Kitap konusu salt tecavüz değil, içinde zorla evlendirilmek de var. Yazarı ortaya karışık bir konu yelpazesi sunmuş okura ama bu konu karmaşası kafa karıştırmaktan öteye gitmemiş. Yazarın dikkat etmesi gereken bir başka nokta da bu.

Kitabın kapağına değinecek olursam, beğenmedim. Dikkatimi çekebilecek bir albenisi yok. Tabi bu dışarıdan bakılınca fan kurgusu izlenimi verdiği için iki katı uzak dururdum. Genel olarak baktığım zaman çok beğendiğim bir çalışma olmadı Yüreğimi Sana Sakladım ama daha iyi şekilde de yazılacağına inancım var. Ezgi üzerinde çalışır da daha dikkat ederse, gelen eleştirileri kendine pay biçip iyi şekilde yazarsa daha iyi olur.
Ezgi'ye yazım serüveninde başarılar dilerim.

Kurgu: 3/10
Yazım: 3/10
Özgünlük: 2/10
Akıcılık: 3/10
Betimleme: 3/10
Eleştirmen Notu: 3

Hikâyeyi okumak için; Yüreğimi Sana Sakladım
Yazar profilini ziyaret etmek için; Ezgi Karataş



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Bu Blogda Ara

Blogger tarafından desteklenmektedir.

Facebook